Ergin haftasını idrak ettik geçtiğimiz günlerde. Sık olmaz ama özlemişler geldiler sırayla. Sen daha gelmedin. Belli ki iyiymiş yerin. Duyamıyoruzda herhangi bir şey. İyi misin kötü müsün bilemiyorum? İyi ol, iyi olsunlar...
Düzenli olarak cep telimin rehberini açarım ve sırayla aranacakları evden ararım. Bunun içinse evin boş olduğu bir zamanını kollarım. Bazen karşımdakine küfür etmem gerekebiliyor. Napayım böyle deşarj oluyorum...Her neyse tek tek aradım. Halini hatırını sordum. Bir kaçı beni aramış fakat ulaşamamışlardı. Bazılarını da görmüş fakat açmamıştım. Ve bu esnada farkettim; hemen diyaframım ile göbeğimin üzerinde bir terleme hasıl olmaya başladı. Beş kilometre koşmuş gibi hissetmeye başlamıştım, bazı konuşma ve konuşmacılardan sonra. Nedeni ise bunlardan bazılarının son kullanma tarihinin geçmesiydi. Son kullanma tarihi geçenlere ne yapılır biliyoruz değil mi? Hah işte bende aynısı yapıyorum şu sıralar.
Vee çok merak ettiğim ve özlediğim birisi sonunda ortaya çıktı. Hakikatten gözlerim arar olmuştu, Msn'lerde. Oyuncak aldığım zamanlardaki gibi sevindim. İyi oldu da konuştuk yine...Oh be...
Vee çok merak ettiğim ve özlediğim birisi sonunda ortaya çıktı. Hakikatten gözlerim arar olmuştu, Msn'lerde. Oyuncak aldığım zamanlardaki gibi sevindim. İyi oldu da konuştuk yine...Oh be...
Aretha Franklin'den geliyor "I say a little prayer" demek istiyorum bugün. Çikolata renkli şarkıcı filan da demek isterdim ama tasarrufa gidiyorum kelimelerimde ve hemen kestirip linke doğru yolluyorum sizi...
" I say a little prayer "
Oh I do...
" I say a little prayer "
Oh I do...

Hop Bono! Beri bak azıcık. Nedir bu yardım sever ruh? Nasıl bir bünyesin sen? Memlekette adam mı kalmadı da her türlü sosyal sorumluluğun baş aktörü sen oldun? Kıl oluyorum sana ve ayrıca ürküyorum. Arkanda kimler var bilmiyorum ama kılım sana Bono.
Not: O gözlükler nedir? Ha Bonocum ne onlar?
İstanbul'da
bir varmış bir yokmuş
İstanbul'da
bir varsın bir yoksun
İstanbul
varsın olmasın...
bir varmış bir yokmuş
İstanbul'da
bir varsın bir yoksun
İstanbul
varsın olmasın...

Ramazan davulcuları zaman geçtikçe insanları daha bir rahatsız eder oldu. Bir çok ilçede mülki amirler tarafından yasaklananları bile var. Haksızda değiller tabi. Davul çalmak incelik isteyen bir iş. Fakat bunu layıkıyle yerine getiren kaç tane sanatkarımız var acaba? İşte fotoğraftada gördüğünüz gibi bizim buraların davulcuları türlü imkansızlıklar içinde bu sanatı icra etmeye çalışıyorlar. Şaka bir yana her gece bütün sokakları arşınlayan büyüklerine özenmiş olacaklar ki birer bidon ile onları taklit etmeye çalışmışlar. Ramazan'ın başlamasıyla beraber kendilerine şahit olmuş fakat fotoğraflarını çekme fırsatı bulamamıştım. Bu arada daha önce Sağlık ocağı'nda rastladığım Alişan yine karşımdaydı. Sağolsunlar yine hiç bir çekince göstermeden poz verdiler bana. Fena çalmadıklarını da söylemem lazım. Bahşişiniz bol olsun çocuklar...

