O gazeteleri almayın!
09:31 | Author: astronotfehmi

Oldu...Başüstüne...

Peki ne alalım?

Onu alma. Çok konuşma. Yorum yapma. Yargıya müdahele etme. Burası hukuk devleti. Ağzını açma. Canımı sıkma. Sıra anana gelecek.

Devletlu Hükümdarımız; bize seçenek sunsa da ona göre hareket etsek.

Haydi Al-i Cenap Efendimiz, ma ülke direktiflerinizi bekliyoruz...
The Shawshank Redemption
01:38 | Author: astronotfehmi

İzlemeyen yok gibi...Deliler gibi sevmesekte, acaip hoşumuza gidiyor. Daha önce çekilen hapishane filmlerinden pek farkı yok aslında. Suçsuz bir mahkum, gıcık hapishane müdürü, içlerinde sevgi kırıntıları kalmış mahkum eskileri ve kaçma teşebbüsleriyle; ya mutlu ya da hazin biten film sonları. Bu çatıya sağdık kalan bir film bu...İzlerken bir yerden sonra 'Kara Murat benim' diyesiniz geliyor. O orada gerçek Kara Murat türlü badireler atlattıkça vah vah diyorsunuz... Sonra kendi hapishanenize dönüp alayına lanet okuyorsunuz. Hadi be oğlum kaç artık deseniz de fayda yok...Kahramanın saçlarına aklar düşüyor ama bazı şeylere ulaşmanın sabırla olduğunu o heycanla ancak filmin sonunda anlıyorsunuz. Melek yüzlü, ak kaşık timsali karakterimizin kaçışı rahatlama yaratsada; kaçarken tüm kötü adamlara attığı kazığı görünce gururlanıyor ama ben bunları yapamıyorum diye hayıflanıyorsunuz. Filmin sonu hepimizin istediği gibi bitiyor. Tıpkı parayı vurunca gidicem buralardan, ya güneye yerleşicem ya da köye dediğiniz o her ay yaptığınız gelecek hayalleri gibi. Adamımız sahillerin belki de en güzelinde teknesini zımparalarken Cuma'sı ile kucaklaşırken; siz bir Cuma'nız bile olmadığını hatırlıyor ve hapishanenizde kalakalıyorsunuz.
Bu kaçıncı hükümet kuruşumuz...
04:16 | Author: astronotfehmi
Ben ve kadim dostum Cenk...İşsiz kaldık...Aşksız kaldık...Her akşam oturup, gece yarılarına kadar hükümetler kuruyor; ergenekonlar çözüyoruz. Saçlar dökülmüş, yanlar genişlemiş kime ne...Eğer biraz daha evde oturursak, buradan Bulgaristan sınırına kadar soluksuz koşucaz. Niye bu hale geldik biz? Ne zaman böyle olduk? Kahve'de okey oynamak istemiyoruz...Bir an önce çalışmak istiyoruz...
Ergenekon'a yazıklar olsun...
13:07 | Author: astronotfehmi
Başından beri dikkatle takip ediyorum. Gazetecisinden tutta yüksek rütbeli subayına kadar binbir çeşit kişilik. Öyle böyle insanlar değil bunlar. Bir zamanlar suyun başında olan kişiler. Bir söz ile en azından bazı şeyleri yerlerinden oynatacak kişiler. Yapmak istedikleri ise özünde çok basit-miş. Rejim tehlikede; o zaman tehlikeli olan iktidar vb. ne varsa kesip atmak-mış. Ama ihtilal ile ama suikast ile...Olay bu kadar basit-miş. Ve onca adam...Onca önde gelen şahsiyet bunu becerememiş. Yazıklar olsun. Bizde sizi adam bilirdik. Yazıklar olsun...Bir gece evlerinize girildi ve cümle aleme rezil edildiniz. Yazıklar olsun...
Yer çekimine karşı koyan popo
02:52 | Author: astronotfehmi
Yeni yıla girilince büyük gazeteler yeni yıl röportajları yaparlar. Uzunca süredir yapılan bir adettir bu. Okuduğum röportajda başlığa konu olan poponun sahibi bayan sanatçı, bir süredir yurt dışında ikamet etmekteydi. İkamet dediysek onlarca sene değil sadece bir kaç yılcıktı. Gazeteci bu geçen süre zarfında Türkiye'de yapılan işleri soruyordu. Verilen cevap ilginçti. Belli ki haberdar olsa bile haberdar değilmiş gibi laflar et diye birileri tarafından kulağına fısıldanmıştı değerli sanatçıya. O da buna uyuyor olanca popo havalanmasıyla neredeyse 'siz Türkler iyi şeyler yapmışsınız bu arada' demeye getiriyordu bütün muhabbeti. Hollywood'un tüm ıcını cıcığını takip etmiş bu değerli sanatçımız nedense tilki dükkanında olan bitende bihaberdi. Hem de bu çağda. Her neyse, aslında bu popoyu yazıp yazmamak arasında kalmıştım ama kişisel görüşümüde böğürmeden edemedim yılın ilk yazısıyla. Bol popolu bir yazı olmasına rağmen, umarım yeni yıl o tatda geçmez...